138

sevdiğinden aldığı

elinde  kırmızı gülüyle ve gülüşüyle

  utangaç dudaklı

koşuşturan bir kadın gibiydi sabah

                 ben yürürken

                 seni kavuşturacak durağa

nisan’lı yağmur dediklerinden

geçiyordu

aniden

                     düşler kuruyordum ter içinde

                 bahar bulduğum bir yaprakta

                 alnıma çarpan dalından

bir de gevrek kokuyordu

güneş

                                          o sıra

                                       parkta

                                       salıncakta sallanırken çocuk

                                       saçları tükürükle taranmış

                                       annesinin

                                       elleri sımsıkı zincirler de

                                           peşimden geliyordu gölgesi 

Gün uzar gider

Güneşin altında akşama kadar

Böylece

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

137

Üstelik renksiz

bir duvar aslında

aramız

gökkuşağı gibi yakın gibi uzak

aramızda sessiz

anlamadım anlamadığını

dokunamadığımızdan renklere ve

konuşamadığımızdan sessiz   

       siyah sessizdir      

       beyaz gelene kadar

hep dokunmak istediğindir yaşamıma ve

ördüğündendir istediğin duvarı

iyi karıştırıldığından değil harcı

sağlam olmaz dokunmadığından

      çay kaşığından bir yüzük

      gümüş değil şekerli

      karıştırmak için değerli

kenarında

naparsın

gölgene edersin utanmadan

avuç avuç gökyüzü

ağlarsın utanarak

      ibadet dediğin aynada

      kızarmaktır yanak yanak

söyleyemediklerimi yada söylemeyeceklerimi

yazarım kırmızıyla

dayanır duvar arsız

       Dudak rengiydi öpemediğim söz

       Dudağından kalan iz

       Dudağımdan dünya yarattığım

polis gelir boyutçu sadık karanlık

ben duvara yaslanmışım

hem de mahcubiyet şakağıma sıkılmış

susarım

hem de itiraf edemediğim aşk

sorguda aleyhime ayna

       bir kez baksan görürsün kendini

       kendimde

       kolay her şey senden yana

önceden yargılı

karamsar giyimli gece sorar

nedir bu duvar

      aramızda ki

      açığa çıkmasın yaramız

boyutsuz severim ve

hayallerimde  dünya duvarsız

      her yere düştüğümde ellerimde zafer

      yoksa nasıl kalkardım ellerimin üzerine

bir de çok yaşadım senden önce sandığım 

ya da sinmişsin gölgesine benden sonrasının

aldandığım

       tüm siyah boyaları kullandım

       bitsin diye gölgeler

hatta üşürsün

bir kenarına duvarın

sığınırsın

    söz edemediğim sevgimi

    yakarken sen

        ellerini hep sevdim

   uzat kıvılcımlarıma

taşlar dökülür gözyaşı gibi

toz toz duvar kalır

üstelik renksiz

bir duvar birde

bir türlü esmez rüzgar

    ben olmadığında varım

    olduğunda  yok olmamak için

aramızdan duvar yıkılsa

altında kalsa dünya

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

136

bugün  kimse aramadı

bugün kimsenin aramadığı günlerden

   o kadar çok ki

bugün demekle hiç kimseden söz etmiyorum

hiç kimse demekle  her günden  söz ediyorum

   üstelik yorgunum

kimse aramadı

ama hiç kimseden iyidir

   belki uyurum

kimsesizlik iyidir hiç kimseden

hem rüya  görürüm

hem

kimsesiz rüya olmaz

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

denizin ortasındayım

bir de güneş var

oda batıyor yanıbaşımda

iki saat önceydi martı geçeli

zaten  yalnızdım

yaşlanırken dalgalardan

zaman

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

134

elleri arkadan bağlı

düşüncelerdeyim

          aynadaki insanla tanış

dudak renkli heyecanının yaktığı

artık sessiz sözcüklerim örtbas ediyor

          kızarmış gülümseme gibidir

          ya da kızarmış

          kimse aynadaki

yoksa söylerdim

karmaşayı aklımdaki

dolaşırken sen

          sildikçe yakınlaştı 

fışkırırken dudaklarımdan kan

          kendime

          ne kadar da güvenmiştim 

bir ceylan susamıştı eğildi

sözcüklerime

          öptüğünü sandım

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

ocakta kahvenin taşması

tökezlemek düz yolda

                  arada bir sis vardı külleşiyordu rengi

yıldızın düşmesi başıma

dilediğimde seni

                  davul buluştuğunda kaderciyle

                  çalar dengi

bir gece zamanı

yani karanlık olduğunda işte

aslında hiç gelmediğinde

                   birbirini yakalayamayan dalgalar

                   gibiydi bizdeki sevgi

hatta öpüştüğünde

çalıçırpımda ateşöcekleri

karıştırmamdı gece gündüzü

                   belki

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

132

  Öğle üzeriydi

Üzerinde güneş vardı çamın

Üzerinde iken çam

Güneşi göremezdi mantar

Gölge üretirken çamın dediği

       Cesaret dediğin korkunun korkuyu yenmesidir

Ve mantar da gölge yaparken

Oradan geçene

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

131

denizin ortasındayım
bir de güneş var
oda batıyor yanıbaşımda

iki saat önceydi martı geçeli
zaten yalnızdım
yaşlanırken dalgalardan
zaman

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

yaşamın D hali

bıraktığın gülümsemeler dudağıma yapışmış
öylece bakarken pencereden
çok gülüyorum kendim kendime

aklımdan çıkmayanlar
çıkıyordu camdan siyah siyah
tıpkı karardıkça uzaklar

bu gece ne uzun olacak ne de bitecek

artık hep gidiyorsun
şiirler ölecek
ardından

bence yaşamın D hali bu
iki nokta üzerine kurulmuş

yarın yine başlayacak

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın